TEVBE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

TEVBE

Alemleri yoktan vareden idare edip yöneten kendisinden başka İlah olmayan, mümin kullarına karşı çok merhametli, Rahim, Tevvab, Gafur, kafirlere karşı şedidul ikab olan Allah azze ve celle’ye yağan yağmurların miktarınca, ağaçların yaprakları sayısınca hamd olsun.

Rabbim nefislerimizin kötülüklerinden sana sığınırız. Sen bize amellerimize göre değil rahmetinle muamele eyle.

Salat ve Selam son Rasul kendisine tabi olup itaat edilmedikçe kurtuluşun mümkün olmadığı müminlerin yegâne önderi Hz. Muhammed s.a.v ‘e, O’nun kutlu âline ve ashabına ve O’na tabi olup izinden gidenlere olsun inşallah.

Hata yapmamak temiz olmak meleklere mahsustur. İnsanlardan günah işlememek günahsız olmak peygamberlere has bir durumdur. Sadece şerre yönelmek ve telafi etmek ise şeytanların tabiatıdır. Şerre girdikten sonra tevbeye yönelmek ise âdemoğlu için zaruri bir harekettir.

Tevbe yapılan işin çirkinliğini ve kötülüğünü kalbinde hissedip pişmanlık duyup o fiilinden vazgeçmektir. Tevbe Allah azze ve celle’nin emirlerini terk etmek karşı gelmekle içine düştüğü hatadan veya işlediği bir haramdan dolayı pişman olup Allah’a dönmek, bağışlamasını istemek ve bir daha o hataya dönmemektir.

Tevbe hastalıkların iyileşmesine sebep olan ilaç gibidir. Kirleri akıtan su gibidir. Zehiri etkisiz hala getiren panzehir gibidir. Tevbe olmazsa olmazdır. Tevbe başlı başına bir ibadettir.

İmam Gazali (Rh.a) diyor ki: “ İnsanı şerden iki ateşin biri kurtarır; Ya pişmanlık ateşi veya cehennem ateşi!”

Kişi günahların Allah Teâlâ’dan uzaklaştıran sebepler olduğunu bilmedikçe pişman olmaz. Pişman olmadıkça da dönüş yapmaz.

Tevbenin vacip oluşunda ümmetin ittifakı vardır.

“Ey iman edenler Allah’a yürekten tevbe edin.” (Tahrim 8)

Bu ayette tevbeden kasıt Nasuh tevbesidir.

Ubey b. Kab’a Nasuh tevbesinin anlamı sorulduğunda o şöyle cevap vermiştir.= Bu soruyu bende Rasulullah’a sordum ve O bana “Bir günah işlediğinde günahında pişmanlık duyup Allah’tan af dilemen ve bir daha o günahı işlememendir.” Buyurdu.

Başka bir rivayette Hz. Ömer r.a Nasuh tevbesini şöyle tarif etmiştir. “ Kişinin bir günahı tekrar işlemekten sakınması ve bir daha böyle bir günahı aklına bile getirmemesidir.” (İbn. Cerir et-Taberi)

Hz. Ali bir defasında bir bedevinin tevbe ve istiğfar kelimelerini aceleyle tekrarladığını görür ve “bu sahte bir tevbedir” der. Bedevi: O halde sahih tevbe nasıl olur? Diye sorduğunda Hz. Ali şöyle cevap verir: “ Tevbenin sahih olabilmesi için 6 şart gerekir
  1. Yaptığına pişman olman
  2. Gaflet ettiğin farzları yerine getirmen
  3. Gasp ettiğin hakkı geri vermen
  4. Eziyet ettiğin kimseden özür dilemen
  5. İşlediğin günahı tekrarlamamaya azmetmen
  6. Nefsini günahlarda büyüttüğün gibi onu Allah’a itaatle eğitmek ve ona günahların zevkini tattırdığın gibi, Allah’a itaatin zorluğunu ve acısını tattırman” (keşşaf)
Felaha ermenin arınmanın ve Allah’ın sevgisini kazanmanın yoludur tevbe.

“Ey müminler hepiniz birden Allah’a tevbe edin ki felaha eresiniz.” (Nur 31)

“Elbette Allah çokça tevbe edenleri ve çok temizlenenleri sever.” (Bakara 222)

Hz. Peygamber s.a.v şöyle buyurmuştur: “Tevbe eden bir kimse Allah (c.c)’ın dostudur ve günahtan halis tevbe eden bir kimse günahı olmayan kimse gibidir.” (İbn Mace)

‘Muhakkak ki Allah Teâla’nın mümin bir kulunun tevbesiyle sevinci bir adamın tehlikeli ıssız bir çölde bineğe yiyeceği ve içeceği olduğu halde biraz uyuduktan sonra uyandığın da azığının ve bineğinin kaybolduğunu görüp onu her tarafta aradıktan sonra ümitsiz bir şekilde konak yerine gelir bir ağacın altına yatar. Bir müddet sonra uyandığında azığı ile devesinin yanında gördüğü zaman ki sevincinden daha fazladır’. (Buhari – Müslim)

Sıhhatli bir kimse hastalıktan korkar. Hasta olduktan sonra ölümden korkar. Asi kimsede kötü sonuçtan korkar. Bu bakımdan günahlar iman için bedenleri kemiren zararlı yemekler gibidir. O yemekler içte birikirler. Sonunda insanın mizacı bozulur. Oysa insan mizacı bozulana kadar bundan haberdar değildir. Sonra da hasta olur ve defalarca ölür. İşte günahlarda böyledir.

Mademki bu ölümlü dünya da helakten korkan bir kimse için zehirleri, zararlı yemekleri hemen terk etmek farzdır. Öyle ise ebedi dünyasının helak olmasından korkan bir kimse bu helake götüren şeyleri bırakması öncelikli farzdır.

Tevbeyi geciktiren şu iki tehlike ve riski üstlenmiş demektir. Birincisi günah kirinin kalpte birikmesi onu karartıp paslandırması. İkincisi ölümün insanın gırtlağına aniden sarılı vermesi dolayısıyla tevbeye fırsat bulamamasıdır. (İhya-ulumiddin)
“Mümin günahı üzerine kaldırılan bir dağ gibi görür. O dağın üzerine düşmesinden korkar. Münafık günahı burnunun ucundan geçen bir karasinek gibi görür. (Buhari)

Mümin küçük günahlarını bile gözünde büyütür. Bilir ki vücuda giren bir mikrop insanın ölümüne sebep olabilir. Aynanın küçücük tozları bile göstermesi gibi temiz bir kalbe sahip mümin içinde, küçük hatalar böyledir. Onları hemen görür ve hemen tevbe eder.
Günahı küçümsemek önemsiz görmek hafife almak kişiyi tevbe etmekten mahrum bırakır. Dolayısıyla böyle bir kimse yukarıda zikrettiğimiz gibi iki tehlikeyle karşı karşıyadır.

“Âdemoğullarının hepsi hatalıdır. Hatalıların en hayırlısı tevbe eden ve günahlarının affını talep edenlerdir.” (Tirmizi)

Tevbe sadece Müslüman has bir şey değildir. Kâfir küfründen, müşrik şirkten mümin ise günahlarından dolayı tevbe etmelidir. Kâfirin İslam’a girmesi, müşriğin şirkten vazgeçip Allah(c.c)’ı tevhid etmesi onun tevbesidir.

Tevbe Allah azze ve celle’ye yapılır. Zira tevbeleri O’ndan başka kabul edecek zat yoktur.

Günümüzde bir çok insanın yaptığı bazı tarikat liderlerine tevbe vermesi ve onların da bu tevbeyi alması şeklinde bir uygulama vardır ki bu Kur’an ve sünnette yeri olmayan bir şeydir. Tevbeleri alanda kabul edecek olanda sadece Allah azze ve celle’dir.

“Günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir.” (Ali-İmran 135)

Dua da olduğu gibi tevbede aracısız bir şekilde direk olarak Allah’a yapılmalıdır.

Yine günümüzde tevbe konusu çok basite indirgenmiş farziyeti ve önemi maalesef ki bilinmemekte. Kalpte samimi bir pişmanlık olmadıkça dilden âdeten bir takım kelimelerin dökülmesi tevbe anlamına gelmez. Yalnız dille yapılan tevbenin kabul olduğu anlayışı hâkim. Oysa tevbenin aslı pişmanlıktır. İsteyerek günah işle sonra tevbe edersin bu kısır döngü böylece sürüp gitmekte. Samimiyetsizce yapılan tevbeler yani şimdi günah işle arkasından tevbe ederim nasılsa Allah affeder diyerek isyanla tevbe arasında gel gitler yaşamak Allah azze ve celle’ye karşı en çirkin davranıştır. İşte bu şekilde birçok insanın tevbe ettiğini görürüz.

Birde daha kötüsü var ki oda bazen tevbe bile etmiyoruz. Tevbe etmek aklımıza dahi gelmiyor. Kendimizden o kadar eminiz ki ne günah işlersek işleyelim tevbe etmesek bile kimliklerimizde Müslüman ibresi var ya sırf Müslüman olduğumuz için Allah zaten affedecek!

İnancının gereğini yerine getirmek istemeyen Müslümanlar tevbeyi bu duruma getirdiler.

Kur’an’ın tevbe anlamına baktığımız da şunu görüyoruz ki tevbe günahtan tamamen vazgeçmek ve bir daha ona dönmemek.

“Sonra şüphesiz Rabbin cahillik sebebiyle bilmeyerek kötülük yapan sonra da hemen ardından tevbe edip ıslah olanları durumunu düzeltenleri bağışlayacaktır. Çünkü onlar tevbe ettikten sonra Rabbinde elbet çok bağışlayan ve merhamet edendir.” (Nahl 119)

“Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da nihayet ölüm gelince ‘Ben tevbe ettim’ diyenlerin tevbesi kabul edilmez.” (Nisa 18)

“Günah üstüne günah işlediğimiz defalarca tevbe edip bozduğumuz halde ruhumuz ciddi bir tepki göstermiyorsa kalp hastadır. Ruhun günaha tepki ve pişmanlığını yansıtmayan sadece dille yapılan şuursuz bir tevbeye, bilinçsiz “estağfirullah” demeye de başka bir tevbe lazım.. Kur’an-i bir kavramla alay edip tevbe istismar edildiği yozlaştırıldığı için. Şeytan tevbeyi böyle yozlaştırmaya çalıştırıp sahte tevbelerle insanı oyaladığı gibi gerçek tevbeyi arkası gelmeyen yarınlara erteletebilir. Bünyeye giren kanser mikropları çoğalınca tiryakilik yapan nesnelere devam edildikçe kurtuluşun zor olduğu gibi günahlara alışkanlık kesbetmek de gerçek tevbeyi o kadar zorlaştıracaktır.” (Ahmed K. Kavram T.)

İki şey kişinin helakine sebep olabilir tevbe ederim diye günah işlemek ikincisi ise sonra yaparım diye tevbeyi ertelemek.

Rabbim tevbe ibadetini hakkıyla yapabilmeyi ve tevbesi kabul olan kullardan olabilmeyi nasib eylesin.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN






Vuslat Yakın Yazıları
 
Üst
Alt